Hicri Takvime Göre 17 ve Salı gününe denk gelen gün yapılan Hacamatın şifa açısından daha etkili olduğu bilinmektedir. Hacamat yaptırmak isteyenlere duyurulur.
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2012 Pazartesi
5 Ağustos 2012 Pazar
Karbonat Deyip Geçmeyin...
KARBONAT DEYİP GEÇMEYİN...
*Evinizdeki halıları süpürseniz de silseniz de zamanla kokmayabaşlar.
Halı yıkamacılara verdiğiniz halı bilin ki, en kötü kimyasal
deterjanla, yerlerde araba yıkanır gibi yıkanmaktadır. Oysa kokuyu
çıkarmak için şunu yapabilirsiniz. Bir iki avuç karbonatı halının her
tarafına serpin ve 1-2 saat bekledikten sonra elektrik süpürgesi ile
iyice süpürün. Halınızdaki o kötü kokudan eser kalmayacaktır.
* Buzdolabınızdaki kokuyla baş edemiyorsunuz. Bütün yiyecekleri dışarı
çıkar, sil, süpür, kurula vs. uğraşmak istemiyorsanız bir kâse
karbonatı buzdolabının bir köşesine koyun. 4-5 günde bir karıştırın.
Kötü kokuların gittiğini göreceksiniz. Ayrıca dolapta sakladığınız
meyve sebzeler üzerinde koruyucu bir etkisi olacaktır karbonatın.
* Halı, koltuk, elbise üzerine yağ mı damladı? Panik yapıp, deterjana
saldırmayın! Çünkü deterjan leke olan bölgenin rengini açıp renk
dokusunu bozacaktır. Bunun yerine yağ lekesinin üzerine karbonat dökün
ve üzerini hafifçe ıslayın. 1-2 saat bekledikten sonra silin. Yağ
lekesinden eser kalmayacaktır. Zira suyla birleşen karbonat yağları
söküp atan doğal bir sabun haline gelir.
* Mutfak tezgâhınızın mermerlerini ve fayanslarını limonlu karbonat
ile ovun ve durulayın. En güzel temizleyicidir. Kimyasal deterjan
kalıntısı kalmadığı için üzerine meyve- sebzelerinizi, ekmeğinizi
rahatlıkla koyabilirsiniz.
* Kirli lavabolarınız için krem deterjanlar yerine limon ve karbonat
kullanın. Lavaboya karbonat döküp limonla ovun. Hem kirlerin
kaybolduğunu hem de parladığını göreceksiniz.
* Ayrıca tıkanan lavabolarınızı açmak için bir su bardağı karbonatı
lavaboya dökün. Üzerine 1 bardak sirke ilave edip 2 litre kaynar suyu
lavaboya boşaltın. Tıkanan lavabo açılacaktır.
* Dibi tutan tava ve tencerelerinize akşamdan karbonat döküp, sıcak su
ilave edin. Sabah temizlerken zorlanmayacaksınız.
* Paslanabilecek eşyalarınızı karbonatla ovarsanız paslanmasını
engellemiş olursunuz.
* Porselen gibi kararan eşyalarınız varsa limonlu karbonat ile ovun.
Rengi açılacaktır.
* Aynı şekilde gümüş eşyalarınızı suyla macun haline getirdiğiniz
karbonat ile ovarsanız, rengi açılıp parlayacaktır.
* Elbise dolabınızda rutubet ve küf kokusu varsa ve naftalin kokusunu
da sevmiyorsanız dolabınızı bir köşesinde ağzı açık şekilde kavanozda
karbonat bulundurun.
* Banyo duşa kabin camlarını karbonat ile silip durulayın. Duş alırken
daha rahat nefes alacaksınız.
* Banyo terlikleriniz ister tahta ister plastik olsun üzerine karbonat
dökün ve öyle duş alın. Hem terlikleriniz hem de ayaklarınız rahat
edecek. Bu yolla tahta takunyalarınızın ömrü uzayacağı gibi kimyasal
temizleyiciler, cildinizden uzak tutmuş olacaksınız.
* Çamaşır makinesinde kullandığınız deterjan miktarını yarı yarıya
azaltıp gerisini karbonat ile tamamlayın. Çamaşırlarınız daha temiz ve
kimyasal artıklardan uzak kalmış olacaktır.
* Ağız sağlığı ve diş bakımı için de karbonat çok önemlidir. Akşamları
yatmadan önce 1'e 1 oranında tuz ile karıştıracağınız karbonat ile
dişlerinizi fırçalayın. Diş çürüklerinde yerleşip yaşayan ve vücudu
kansere hazırlayan bağışıklık yokedici virüslerin iki düşmanından
birisi karbonattır. Sabaha kadar ağzınızda ve dişlerinizdeki bakteri
ve virüsler karbonat ve tuzun etkin temizleyiciliği ile tamamen
temizlenmiş şekilde uyuyacaksınız. Ayrıca ağız ve diş kokuları da
önlenmiş olacaktır.
* Sonuç olarak; sirke, limon ve karbonat evinizde sadece mideniz için
değil her türlü temizlikte ve pratikte kullanabileceğiniz doğal
ürünlerdir. Mümkün olduğunca bu ürünleri kullanmaya özen göstermeniz;
hem çocuklarınızın ve sizin sağlığınız için hem de yaşanabilir, nefes
alan bir ev açısından önemlidir.
EK NOT: Bu arada "implant" uygulamaları zayıf bünyelerde diş köklerinde
bulunan yukarıda belirtilen virüslerin kana karışması sonucu
bağışıklık sisteminin iflası ile kişinin 6 ay - 1 yıl gibi sürelerde
kanserden hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde
ve özellikle Amerikada bu uygulamalar çok zor ve kısıtlanmış
durumdadır. Bu nedenle çene kemiği ile opersyonlardan uzak durmalıyız.
* Bunu da mümkün olduğunca duyurmak insani bir görev. Yurdumuzda harıl
harıl "implant" yapılıyor. Amaç TİCARET olsun tabi... İşte bu virüsü
öldüren adı sanı olan bir ilaç var, bir de karbonat çok etkili.!
Prof.Dr. Ayse AKIN
Başkent Üniversitesi
Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması
Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü
2 Ağustos 2012 Perşembe
MİSVAK
Buaralar hep misvak ile ilgili mevzularla karşılaşıyorum. Oğlanı Kurs'dan alırkende hocası misvağı anlatıyordu onlara. Kullanmak çok faydalı biliyorum ama çok hijyenik gelmiyor bana. Ama onu kapaklı kalem gibi yapmışlar internette biryerde görmüştüm. O şekilde bulursam alıcam. Bir ekleme yapayım. Peygamberimizin (sallallahü aleyhi vessellem); ümmetime zor geleceğini bilmesem, her namazdan önce misvak kullanmayı emrederdim" diye bir sözüde var. Kullanalım inşaallah...
6 Temmuz 2012 Cuma
Önemli Bilgiler

.Yemeğe tuz ile başlarsanız beyine gönderilen bir uyarı sayesinde midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşur ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlersiniz…
• Yemek yerken yere oturup sol ayağı katlayıp sağ ayağı karnınıza çekerseniz su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğinizi ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkacağınızı…
• Yemek yerken yemeğin ortasında su içerseniz suyun yenilen gıdaların sindirilmesine gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…
• Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu..
• Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…
• Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..
• Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…
Su Nasıl İçilmeli (Tıbbi Bilgi...)
Insan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır.
Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak barsağına geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen bir oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek 12 parmak barsağına (duodenum) geçer.
midede birikir asitle karışarak mikropları ölür ve
sonra 12 parmak barsağına geçer.
Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera da dâhil birçok insan hastalıklarından korunmuş olur.
Rastgele yerde meşrubatı alıp ayakta içenler bu
tehlikeye daha fazla maruz kalırlar.
• Bütün bunların 1600 sene evvel Peygamberimizin yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu...
BİLİYOR MUYDUNUZ?
Sağlık için Tavsiyeler
Bir radyoloji doktorunun tavsiyeleri;
SAĞLIĞINIZLA İLGİLİ ÖNEMLİ TAVSİYELER
*Telefona SOL kulağınızla cevap vermeyin.
*Günde 2(iki) kere kahve içmeyin.
*SOĞUK su ile hap almayın.
*19 'dan sonra YEMEK yemeyin.
*Tükettiğiniz YAĞLI gıdaların miktarını azaltın.
*Sabahları daha çok, akşamları ise daha az SU için.
*Cep telefonu BATARYA'ları ile mesafenizi uzak tutun.
*UZUN süre kulaklık takmayın.
*Gece 10 sabah 06, en ideal uyuma saatleridir
*Uyku öncesi İLAÇ aldıktan sonra hemen uzanmayın.
*Şarjınız SON çizgiye indiğinde,yani çok çok az bir şarz seviyesinde iken telefona cevap vermeyin, zira yaydığı radyasyon 1000 kat fazladır.
SAĞLIĞINIZLA İLGİLİ ÖNEMLİ TAVSİYELER
*Telefona SOL kulağınızla cevap vermeyin.
*Günde 2(iki) kere kahve içmeyin.
*SOĞUK su ile hap almayın.
*19 'dan sonra YEMEK yemeyin.
*Tükettiğiniz YAĞLI gıdaların miktarını azaltın.
*Sabahları daha çok, akşamları ise daha az SU için.
*Cep telefonu BATARYA'ları ile mesafenizi uzak tutun.
*UZUN süre kulaklık takmayın.
*Gece 10 sabah 06, en ideal uyuma saatleridir
*Uyku öncesi İLAÇ aldıktan sonra hemen uzanmayın.
*Şarjınız SON çizgiye indiğinde,yani çok çok az bir şarz seviyesinde iken telefona cevap vermeyin, zira yaydığı radyasyon 1000 kat fazladır.
22 Haziran 2012 Cuma
TUZ
Bu aralarda TUZA takmış durumdayım. İnternette araştırdım daha çok kafam karıştı. En iyisi kaya tuzu diyorlar. Deniz tuzu, himalaya tuzu da var. Başka bir yerde de marketlerde satılan, üzerinde iyotlu yazan sofra tuzunu kullanmamız gerektiği söyleniyor. Çünkü kaya ve deniz tuzunda iyot yokmuş. İyotta vücut için son derece önemliymiş. Özellikle çocuklar için. Aksi takdirde cücelik, zeka geriliği, boy kısalığı, guatr gibi sebeplere yol açabiliyormuş. İyot tuzun dışında; yüksek miktarda deniz ürünlerinde (balık), daha az miktarda süt, yumurta ve ette bulunuyormuş. Hatta deniz kıyısında dolaşmanın bile iyot alımına etkisi varmış.
Ama bu sofra tuzları o kadar çok işlemden geçiyormuş ki, hiç faydası kalmıyor daha çok zararı oluyormuş. Bana turşular için kullanılan tuzun kaya tuzu olduğunu söylemişlerdi. Bende üstünde "iri salamura tuzu" yazan turşuluk tuzdan aldım. Yemeklerde kullanmak için. Ama bu deniz tuzu. Kaya tuzu başka bişey, büyük parçalar halinde tuz madenlerinden çıkarılan çok sert bir tuz.
İnternetten bir alıntıyı buraya kopyalıyorum...
Dünyadaki ünlü şefler yemeklerine sadece deniz tuzu koyarlar. Neden mi?
Çünkü;Deniz tuzu yemeklerini çok daha lezzetli yapar
Deniz tuzu, aslında yabancı olduğumuz bir malzeme değil. Turşu kurarken kullanılan iri tuzları görmüşsünüzdür. Salamura asma yaprağında, tuzlu balıkta hep deniz tuzu kullanılır.
"Peki, deniz tuzunun, sofra tuzu denilen rafine tuzdan farkı nedir, sonuçta ikisi de tuz değil mi?", diyeceksiniz. Aradaki fark o kadar büyük ki... Deniz tuzu hiçbir şekilde işlenmemiş, rafine edilmemiş, doğal mineral zenginliğini koruyan tuzdur. Sofra tuzu ise rafine edilmiştir, yani bütün mineral zenginliğini kaybetmiş tuzdur.
İkisinin ortak noktası, tatlarının "tuzlu" oluşudur. Fakat lezzetleri gene de farklıdır. Sofra tuzu, tuzluktan kolay aksın, topaklanmasın diye katkı maddeleriyle süslenmiştir ve bunların tadını- kokusunu hissedersiniz. Deniz tuzu ise mineral açısından çok çok zengindir, lezzeti de çok daha güzeldir. Deniz tuzu iri taneli olarak da satılıyor, dövülmüş olarak da.
Deniz tuzu mineraller açısından çok zengin
Deniz tuzu 80'e yakın minerali çok dengeli bir oranda ihtiva eder. Çünkü bu tuzun kaynağı olan deniz suyu, kanımıza benzer oranda minerallerden oluşmuştur. Bir tutam deniz tuzu bir çok minerali almamızı sağlamaktadır.
Son derece değerli bir besin olan deniz tuzu, kimyasallarla, aşırı sıcaklıkta rafine edilirse yavan bir bileşim olur çıkar. Deniz tuzu rafine edildiğinde yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluşan sofra tuzu elde edilir. Bazı sofra tuzlarına rafinasyon sırasında içlerinden alınmış olan iyot tekrar eklenmektedir.
Turşulara katılan ve yaprakları salamura etmek için kullanılan tuz, deniz tuzudur. Sofra tuzu ile yapılan turşular çok çabuk bozulur ve erir.
Deniz tuzu, akıcı olması ya da rutubet çekmemesi için kimyasallarla işlenmiş olmadığından, tuzluktan akmaz. Sofraya getirmek isterseniz herkesin bir tutam alabileceği tabaklara koyabilirsiniz.
Deniz tuzunun başka bir faydası da, radyasyona maruz kalındığında etkili bir banyo malzemesi olması. Küvetinizi suyla doldurup içine yarımşar kilo deniz tuzu ve karbonat ilave edin. 20 dakika bu suyun içinde durduktan sonra serin suyla durulanın.
Bu arada yukarıdaki yazının son paragrafı dikkatimi çekti. Radyasyona maruz kalmak demiş. Radyasyon diyince aklıma direkt Japonya geliyor. Aslında hepimiz en başta telefonlar olmak üzere kullandığımız bütün elektronik eşyalardan dolayı radyasyona maruz kalmıyor muyuz. Bu tuzlu ve karbonatlı banyo sağlık için denenebilir.
Bir programda radyasyon konusunu işlerken şöyle ayrıntılarda bulunmuştu. En çok radyasyon yayan ev aletleri arasında dikkat edilmesi gerekenler; saç kurutma makinası. Birkaç dakika içinde kullanıp, hemen kapatmak. Çamaşır makinası, özellikle sıkma işlemi yaparken kesinlikle yanında bulunmamak. Ütüyü mümkün olduğunda kısa sürede yapmak. Televizyonu en uzak yerden seyretmek, telefon zaten bir numara zarar, en azından kulaklıkla kullanmak... Allah hepimizi muhafaza etsin. Teknolojiye sevinsek mi üzülsek mi?
Konumuza dönersek. Ben marketten üstünde "deniz tuzundan üretilmiştir" yazan, arkasını çevirip içindekiler bölümünü okuduğumda "Yıkanmış, kurutulmuş, elenmiş deniz tuzu (sodyum klorür) yazan 3 kg'luk salamura tuzu almıştım yemeklerde kullanmak üzere. Ayrıca da "iyot ilave edilmemiştir" :(( ibareside var.
Ben şimdilik bunu kullanayım :)) Ama kaya tuzu takibim devam edecek. Aslında tuzların bile sahteleri var. Kaya tuzu veya himalaya tuzu diye alıp; sahte olan, zararlı bir tuzla karşılaşabilirsin. Burda da fiyatı ve aldığın yerin güvenilirliği yol gösterecektir herhalde. Offff ya, alt tarafı tuz alıcaz. Şu sıkıntıya bak. Herşeyin cılkını çıkardılar. Allah kötü niyetli insanlardan uzak etsin bizleri.
Ayrıca tuz, içini gösteren camda değil, koyu renkli ışık almayan kaplarda (bence plastikte olmayan), serin, güneş görmeyen yerde saklanmalı.
Ama bu sofra tuzları o kadar çok işlemden geçiyormuş ki, hiç faydası kalmıyor daha çok zararı oluyormuş. Bana turşular için kullanılan tuzun kaya tuzu olduğunu söylemişlerdi. Bende üstünde "iri salamura tuzu" yazan turşuluk tuzdan aldım. Yemeklerde kullanmak için. Ama bu deniz tuzu. Kaya tuzu başka bişey, büyük parçalar halinde tuz madenlerinden çıkarılan çok sert bir tuz.
İnternetten bir alıntıyı buraya kopyalıyorum...
Dünyadaki ünlü şefler yemeklerine sadece deniz tuzu koyarlar. Neden mi?
Çünkü;Deniz tuzu yemeklerini çok daha lezzetli yapar
Deniz tuzu, aslında yabancı olduğumuz bir malzeme değil. Turşu kurarken kullanılan iri tuzları görmüşsünüzdür. Salamura asma yaprağında, tuzlu balıkta hep deniz tuzu kullanılır.
"Peki, deniz tuzunun, sofra tuzu denilen rafine tuzdan farkı nedir, sonuçta ikisi de tuz değil mi?", diyeceksiniz. Aradaki fark o kadar büyük ki... Deniz tuzu hiçbir şekilde işlenmemiş, rafine edilmemiş, doğal mineral zenginliğini koruyan tuzdur. Sofra tuzu ise rafine edilmiştir, yani bütün mineral zenginliğini kaybetmiş tuzdur.
İkisinin ortak noktası, tatlarının "tuzlu" oluşudur. Fakat lezzetleri gene de farklıdır. Sofra tuzu, tuzluktan kolay aksın, topaklanmasın diye katkı maddeleriyle süslenmiştir ve bunların tadını- kokusunu hissedersiniz. Deniz tuzu ise mineral açısından çok çok zengindir, lezzeti de çok daha güzeldir. Deniz tuzu iri taneli olarak da satılıyor, dövülmüş olarak da.
Deniz tuzu mineraller açısından çok zengin
Deniz tuzu 80'e yakın minerali çok dengeli bir oranda ihtiva eder. Çünkü bu tuzun kaynağı olan deniz suyu, kanımıza benzer oranda minerallerden oluşmuştur. Bir tutam deniz tuzu bir çok minerali almamızı sağlamaktadır.
Son derece değerli bir besin olan deniz tuzu, kimyasallarla, aşırı sıcaklıkta rafine edilirse yavan bir bileşim olur çıkar. Deniz tuzu rafine edildiğinde yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluşan sofra tuzu elde edilir. Bazı sofra tuzlarına rafinasyon sırasında içlerinden alınmış olan iyot tekrar eklenmektedir.
Turşulara katılan ve yaprakları salamura etmek için kullanılan tuz, deniz tuzudur. Sofra tuzu ile yapılan turşular çok çabuk bozulur ve erir.
Deniz tuzu, akıcı olması ya da rutubet çekmemesi için kimyasallarla işlenmiş olmadığından, tuzluktan akmaz. Sofraya getirmek isterseniz herkesin bir tutam alabileceği tabaklara koyabilirsiniz.
Deniz tuzunun başka bir faydası da, radyasyona maruz kalındığında etkili bir banyo malzemesi olması. Küvetinizi suyla doldurup içine yarımşar kilo deniz tuzu ve karbonat ilave edin. 20 dakika bu suyun içinde durduktan sonra serin suyla durulanın.
Bu arada yukarıdaki yazının son paragrafı dikkatimi çekti. Radyasyona maruz kalmak demiş. Radyasyon diyince aklıma direkt Japonya geliyor. Aslında hepimiz en başta telefonlar olmak üzere kullandığımız bütün elektronik eşyalardan dolayı radyasyona maruz kalmıyor muyuz. Bu tuzlu ve karbonatlı banyo sağlık için denenebilir.
Bir programda radyasyon konusunu işlerken şöyle ayrıntılarda bulunmuştu. En çok radyasyon yayan ev aletleri arasında dikkat edilmesi gerekenler; saç kurutma makinası. Birkaç dakika içinde kullanıp, hemen kapatmak. Çamaşır makinası, özellikle sıkma işlemi yaparken kesinlikle yanında bulunmamak. Ütüyü mümkün olduğunda kısa sürede yapmak. Televizyonu en uzak yerden seyretmek, telefon zaten bir numara zarar, en azından kulaklıkla kullanmak... Allah hepimizi muhafaza etsin. Teknolojiye sevinsek mi üzülsek mi?
Konumuza dönersek. Ben marketten üstünde "deniz tuzundan üretilmiştir" yazan, arkasını çevirip içindekiler bölümünü okuduğumda "Yıkanmış, kurutulmuş, elenmiş deniz tuzu (sodyum klorür) yazan 3 kg'luk salamura tuzu almıştım yemeklerde kullanmak üzere. Ayrıca da "iyot ilave edilmemiştir" :(( ibareside var.
Ben şimdilik bunu kullanayım :)) Ama kaya tuzu takibim devam edecek. Aslında tuzların bile sahteleri var. Kaya tuzu veya himalaya tuzu diye alıp; sahte olan, zararlı bir tuzla karşılaşabilirsin. Burda da fiyatı ve aldığın yerin güvenilirliği yol gösterecektir herhalde. Offff ya, alt tarafı tuz alıcaz. Şu sıkıntıya bak. Herşeyin cılkını çıkardılar. Allah kötü niyetli insanlardan uzak etsin bizleri.
Ayrıca tuz, içini gösteren camda değil, koyu renkli ışık almayan kaplarda (bence plastikte olmayan), serin, güneş görmeyen yerde saklanmalı.
Tuz deyip geçmeyin...
4 Mayıs 2012 Cuma
ALZHAIMER
ÇOK BASİT BİR SAĞLIK UYARISI...
İlk bir hafta sayamamanız çok normal. İlk bir haftadan sonra, 100'e kadar sayarak bu eğitime vücudunuzu alıştırırsanız, ileride kesinlikle ALZHAIMER konusunda sorun yaşamazsınız.
Mümkünse, her sabah veya akşam, günde bir kez olabilir, sert bir zemin üzerinde çıplak sağ ve sol ayak üzerinde, GÖZLERİNİZ KESİN TAM KAPALI her iki kolunuz yanlara T şeklinde açık, yaklaşık 30 sn.'de 100'e...
kadar, tek ayak üzerinden "sesli" sayarak DENGE'de durma eğitimine vücudunuzu ve beyninizi mutlaka ACİL alıştırınız.İlk bir hafta sayamamanız çok normal. İlk bir haftadan sonra, 100'e kadar sayarak bu eğitime vücudunuzu alıştırırsanız, ileride kesinlikle ALZHAIMER konusunda sorun yaşamazsınız.
26 Nisan 2012 Perşembe
Hacamat
Bu arada son bir senedir aklıma koyduğum, yakından takip ettiğim bişey var. Hacamat. Ben kan vermeyi hacamat sanırdım. Hacamat temiz kan değil, vücutta deri altında biriken kirli kanın alınması demekmiş ve faydalarıda saymakla bitmiyor.
Onunla ilgili, baya faydalanılacak bir post hazırlayacağım inşaallah. Zaten Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vessellem)'in sünneti ve tavsiyesi. Başka söze gerek yok sanırım.
Bu arada son bir senedir aklıma koyduğum, yakından takip ettiğim bişey var. Hacamat. Ben kan vermeyi hacamat sanırdım. Hacamat temiz kan değil, vücutta deri altında biriken kirli kanın alınması demekmiş ve faydalarıda saymakla bitmiyor.
Onunla ilgili, baya faydalanılacak bir post hazırlayacağım inşaallah. Zaten Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vessellem)'in sünneti ve tavsiyesi. Başka söze gerek yok sanırım.
Bu arada düşündüğüm tarih 8 Mayıs. Hicri takvime göre 17'si ve Salı gününe denk gelmesi şifa bakımından en güzel günmüş. Oda 8 Mayıs oluyor. Ama benim malesef kaydadeğer bir engelim var. Onada kısmet diyelim. Bakalım ne olacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



